Ankara Üniversitesinde eğitim-öğretim yılı açılışının sembolü haline gelen “Bilim Ateşi”, akademik ve idari personel ile öğrencilerin katıldığı törenle yakıldı. 2026-2027 Akademik Yılı’na “merhaba” diyen Ankara Üniversiteliler, daha sonra Anıtkabir’i ziyaret etti.

Beşevler 10. Yıl Yerleşkesi Güneş Meydanı’nda “Üniversite Yaşamına Uyum Programı” kapsamında gerçekleştirilen ‘Bilim Ateşi Yakma Töreni”, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, törenin açış konuşmasının başında, 2026-2027 eğitim-öğretim yılının herkes için hayırlar getirmesi temennisinde bulundu.

Ecdat ve Ata Yadigarı

Ünüvar, bugün burada yalnızca yeni bir akademik yılı başlatmadıklarını, aynı zamanda 80 yıllık bir bilim ve eğitim mirasının yeni bir sayfasını birlikte açtıklarını ifade etti. 13 Haziran 1946 tarihinde resmen kurulan Ankara Üniversitesinin bu yıl 80. kuruluş yıl dönümünü idrak ettiğini, ancak üniversitenin hikayesinin 1946 yılında başlamadığını kaydeden Ünüvar, “1842 yılında veteriner ve ziraat fakültelerimizin nüvesini teşkil eden Ziraat Baytar Mektebinin Ayamama deresinde kurulmasıyla başlayan hikayemiz, daha sonra İstanbul’da küçük bir apartman dairesinde Mekteb-i Mülkiye’nin kurulmasıyla devam etti. Bu üç fakülteden dolayı Ankara Üniversitesi ecdat yadigarı bir üniversitedir. Yani ecdadımızın kurup bize emanet ettiği ve bizim de emaneti gözümüz gibi koruyup kolladığımız bir üniversitedir” dedi.

Cumhuriyet kurulduktan sonra 1925 yılında hukuk fakültesinin nüvesini teşkil eden Adliye Hukuk Mektebi’nin, 1935 yılında dil ve tarih-coğrafya fakültesinin, 1943 yılında fen fakültesinin ve 1945 yılında tıp fakültesinin kurulmasıyla sürecin devam ettiğini anlatan Ünüvar, “Atatürk’ün bizzat ‘Ben bu teşebbüste duyduğum saadeti başka hiçbir teşebbüste duymadım’ diye ifade ettiği hukuk fakültesinin kuruluşu ve ismini bizzat verip, kuruluşunda da bizzat bulunduğu dil ve tarih coğrafya fakültesi itibarı ile de Ankara Üniversitesi ata yadigarı bir üniversitedir” ifadelerini kullandı.

“Kökü Çok Derinde, Ufku Çok İleride”

Ünüvar, ecdadın ve atanın emanetini en güzel şekilde koruyan, kollayan Ankara Üniversitesini, kökü çok derinde, ufku ise çok ileride bir bilim çınarı olarak gördüklerini dile getirerek, “Geçmişten aldığı birikimi geleceğe taşıyan; hukuktan tıbba, ziraattan mühendisliğe, sosyal bilimlerden temel bilimlere, eğitimden sağlığa, sanattan iletişime kadar çok geniş bir alanda bilgi üreten büyük bir bilim ailesidir. Biz o sebeple Ankara Üniversitesi için aynı zamanda ‘Devletin fikir mutfağı’ diyoruz. Yani devletimizin ihtiyaç duyduğu her fikrin üretildiği bir üniversitede bulunuyoruz ve sizler de daha ilk günlerinizden itibaren bu duyguyu yaşamalı ve yaşatmalısınız. Çünkü ileride sizler de devletimize, milletimize, insanlığa çok önemli hizmetler veren insanlar olacaksınız” şeklinde konuştu.

“Ulusal, Uluslararası Her Aşamada Ciddi Mesafeler Alıyoruz”

Çok güçlü bir üniversite olan Ankara Üniversitesinin, geçmişine bakarak çalışmayı bir kenara bırakan bir üniversite de olmadığını aktaran Ünüvar, şöyle devam etti:

“Ankara Üniversitesi, inanılmaz bir çalışma azmiyle gayret gösteren akademisyenlerden, idari çalışanlardan ve bütünüyle öğrencilerden oluşan bir üniversite. Ondan dolayıdır ki Ankara Üniversitesi Türkiye’deki 23 araştırma üniversitesi arasında en güçlülerinden bir tanesi. Sizler tercih yaptığınızda Ankara Üniversitesi, Araştırma Üniversiteleri Sıralamasında 10. sıradaydı. Türkiye’de ilk sıralarda teknik üniversiteler ve önemli vakıf üniversiteleri var. Bugün okula başlıyorsunuz. Bugün Ankara Üniversitesi bu sıralamada 8. sırada. Yani iki kademe daha yukarı çıktı. Bu nasıl oldu? Bu, akademisyenlerimizin büyük gayretiyle, öğrencilerimizin, araştırma görevlilerimizin önemli teşvikleriyle ve hep beraber sosyal bilimlerinden fen-mühendisliğe, sağlık bilimlerinden diğer bütün alanlarına, meslek yüksekokullarından enstitülerine kadar her birimizin topyekûn çalışmasıyla oldu. İçinde tıp fakültesi bulunan üniversiteler arasında birinci sıradayız. Toplamda da 8. sıradayız. Ulusal, uluslararası her aşamada ciddi mesafeler alıyoruz. Aldığımız bayrağı daima daha yukarıya doğru taşıdık. Bu sadece rektörün, rektör yardımcılarının, dekanların çalışmasıyla olmaz. Bir ekip topyekûn çalışırsa onu sağlayabilir.”

Tören alanında bulunan öğrencilere de seslenen Ünüvar, “Ankara Üniversitesi böyle önemli, büyük bir üniversite ve sizler de Ankara Üniversitesinin en yeni mensuplarısınız. Bu büyük ailenin kapısından içeri attığınız andan itibaren yalnızca bir bölümün, bir fakültenin, bir meslek yüksekokulunun öğrencisi değilsiniz. Sizler aynı zamanda 80 yıllık bilim geleneğinin, ecdat ve ata yadigarı bir üniversitenin, devletin fikir mutfağının ve Türkiye’nin en önemli araştırma üniversitelerinden birinin mensuplarısınız. Ve aldığınız emaneti, o bilim geleneğinin emanetini en yukarıya doğru taşıyacak insanlarsınız” dedi.

Öğrencilerden üniversite yılları boyunca yalnızca meslek sahibi olmak için değil; düşünmek, sorgulamak, araştırmak, üretmek ve insanlığın ortak meselelerine çözüm geliştirmek için çalışmalarını isteyen Ünüvar, “Geleceğin dünyası yalnızca bilgiye sahip olanların değil, bilgiyi anlamlandırabilen, farklı fikirleri dinleyebilen, bilimsel yönteme güvenen ve öğrendiğini toplumsal faydaya dönüştürebilen insanların dünyası olacaktır” diye konuştu.

“Dönüşümlerin Yalnızca Takipçisi Değiliz”

Bilgiye erişimin çok kolaylaştığı ama bilginin içindeki hikmeti yakalamanın da bir o kadar zor olduğu bir dönemi hep beraber yaşadıklarının da altını çizen Ünüvar, “Onun için sadece dersler değil, aynı zamanda bizim başka birtakım aktivitelerle de kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Zira Ankara Üniversitesi olarak bizler, bu dönüşümlerin yalnızca takipçisi değiliz. Bilgi üreten, teknoloji geliştiren, çözüm geliştiren ve geleceğe yön veren bir üniversiteyiz” ifadelerini kullandı.

“Bilim Ateşi, Merakın, Araştırmanın, Emeğin, Aklın ve Bilginin Ateşidir”

Rektör Ünüvar, birazdan yakacakları bilim ateşinin tam da bu iradenin sembolü olduğuna vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu ateş yalnızca bir törenin parçası değildir. Bu ateş merakın, araştırmanın, emeğin, aklın ve bilginin ateşidir. Bu ateş, bir öğrencinin laboratuvarda sabırla sürdürdüğü deneydir. Bir akademisyenimizin yıllarca üzerinde çalıştığı araştırmadır. Bir hekimin insan hayatını iyileştirme çabasıdır. Bir hukukçunun adaletin tesisi üzerine yürüttüğü bilimsel çalışmadır. Bir mühendisin henüz çözülmemiş bir probleme geliştirdiği yeni fikirdir. Bir sosyal bilimcinin toplumun meselelerini anlamaya yönelik araştırmasıdır. Ve nihayetinde bu bilim ateşi, bilginin insanlığa hizmet etmesi idealidir.”

Terörsüz Türkiye Mesajı 

Yeni akademik yıla başlarken ülkemizin ortak meselelerinden biri olan “Terörsüz Türkiye” hedefinin de üniversitelerin gündeminde önemli bir başlık olarak yer aldığına dikkat çeken Ünüvar, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“Üniversitelerin görevi, toplumun önemli meselelerini bilimin ışığında anlamak, araştırmak, tartışmak ve bilgi üretmektir. Terörün ve şiddetin toplumlar üzerinde oluşturduğu güvenlik, ekonomik, sosyal, hukuki, psikolojik ve kültürel sonuçları vardır. Dolayısıyla bu mesele tek bir disiplinin sınırları içinde değerlendirilemez.

Ankara Üniversitesi gibi bütün alanlara münhasır işler yapan bir üniversite olarak da bu konularla ilgili yakından çalışıyor, gayret ediyoruz. Hukukçularımız hukuk ve adalet boyutunu, siyaset bilimcilerimiz ve kamu yönetimi alanındaki akademisyenlerimiz yönetişim boyutunu, sosyologlarımız toplumsal bütünleşme ve dayanışma boyutunu, iktisatçılarımız kalkınma ve ekonomik etkileri, iletişim bilimcilerimiz bilgi kirliliği, propaganda ve dijital iletişim boyutlarını, tarihçilerimiz geçmiş tecrübelerin ışığında tarihsel arka planı, psikoloji ve sağlık bilimleri alanındaki bilim insanlarımız bireysel ve toplumsal etkileri, mühendislerimiz ve özellikle siber güvenlik alanındaki araştırmacılarımız ise yeni güvenlik ortamının teknolojik boyutlarını bilimsel yöntemlerle ele alıyorlar ve bundan sonra da ele almaya devam edecekler. Bütün bunların ortak zemini, bilimsel özgürlük, akademik etik, eleştirel düşünce ve kanıta dayalı bilgi olacaktır. Üniversitenin katkısı tam da burada ortaya çıkar.

Ankara Üniversitesi olarak üzerimize düşen görev, bu konuları bilimsel araştırmalarla ele almak, farklı disiplinlerin birikimini buluşturmak, öğrencilerimizin meseleleri çok boyutlu biçimde değerlendirebilmesine imkân sağlamak ve ürettiğimiz bilgiyi toplumla paylaşmaktır.

Bunu yaparken üniversitemizin temel değerlerinden olan bilimsel özgürlük, eleştirel düşünce, akademik liyakat ve hukuka bağlılık ilkelerinden taviz vermeden hareket edeceğiz. Çünkü bilim, ancak soru sorabildiği, farklı fikirlerin araştırılabildiği ve sonuçların kanıtlarla sınanabildiği yerde gelişir.”

Törende, Ankara Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Ural Can Şahin ile fakülteleri temsilen Ziraat Fakültesinden, meslek yüksekokullarını temsilen de Akyurt Meslek Yüksekokulundan birer öğrenci konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından Rektör Ünüvar, her fakülte ve meslek yüksekokulundan gelen birer öğrenci eşliğinde “Bilim Ateşi”ni yaktı.

Anıtkabir’e Ziyaret 

Ankara Üniversitesi yönetimi, akademisyenler ve öğrenciler, “Bilim Ateşi Yakma Töreni”nin ardından Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgâhı olan Anıtkabir’i ziyaret etti. Rektör Ünüvar, Atatürk’ün mozolesine çelenk sunduktan sonra Anıtkabir Özel Defteri’ni imzaladı.

Rektör Ünüvar, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı:

“Aziz Atatürk, Cumhuriyetimizin ilk üniversitesi Ankara Üniversitesinin kuruluşunun 80. yılında; öğrencilerimiz, akademisyenlerimiz ve üniversitemizin mensuplarıyla birlikte huzurundayız.

Ankara Üniversitesi; Cumhuriyetimizin kuruluş iradesinden aldığı güç, 80 yıllık bilimsel birikimi ve yetiştirdiği nesillerle, Türkiye’nin yükseköğretim ve bilim tarihinde müstesna bir yere sahiptir.

Kökümüz derinde, ufkumuz ileride anlayışıyla; aklı, bilimi ve araştırmayı temel alan eğitim ve öğretim faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdürüyor; ülkemizin ihtiyaçlarına cevap veren, geleceğini şekillendiren ve insanlığın ortak birikimine katkı sunan çalışmalar gerçekleştiriyoruz.

Bugün gerçekleştirdiğimiz Bilim Ateşi programıyla öğrencilerimizi ve akademisyenlerimizi bilimsel düşüncenin ve araştırma kültürünün etrafında buluşturuyoruz.

80 yıldır olduğu gibi bundan sonra da Ankara Üniversitesi, Devletin Fikir Mutfağı olma sorumluluğuyla; Türkiye’nin bilimsel, kültürel ve entelektüel birikimine katkı sunmaya ve ülkemizin güçlü yarınlarının inşasına hizmet etmeye devam edecektir.

Bu anlamlı yılda, bizlere emanet ettiğiniz Cumhuriyetimizi ve onun ilimle yükselen geleceğini daha ileriye taşıma azim ve kararlılığımızı huzurunuzda ifade ediyoruz.

Aziz hatıranızı saygı, şükran ve minnetle anıyoruz.”

Program, anı fotoğrafı çektirilmesiyle sona erdi.